ON BEŞ...

Nedret Yıldız

04/11/2018
04
KAS
2018

O mod bu mod derken; geçtiğimiz hafta aldığımız Gençlerbirliği mağlubiyeti ve bu hafta Antep ile Denizli’nin üç puan alması “Tavşan kaç, tazı kovala” moduna girmemize yol açtı.
Bize iyi mi gelir, strese mi sokar bilinmez ama ensemizdeki iki takımla biri içerde biri dışarda oynayacak olmamız tazıyı da tavşanı da dört çizgi içine hapsederek, “Ne haliniz varsa, burada görün” şekliyle bu karşılaşmaları bizim için oldukça önemli hale getirdi. Hani derler ya “altı puanlık maçlar” diye, işte tam olarak bu... 

Karabük’ün içinde olduğu durum, onlarla oynanan karşılaşmaları her takımın üç puan beklediği maçlar haline getirdi. Bizim de bu ruh haliyle çıktığımız maçta ele geçen pozisyonları konsantrasyon eksikliğinden hoyratça harcadığımızı gördük. Özellikle ilk yarıda Karabük'ün uzaktan kaleyi yokladığı iki şutun birinin direkten döndüğünü, diğerini ise Gökhan'ın klas bir şekilde çıkardığını düşünürsek, ince bir ipin üzerinde dans ettiğimizi söylersek yanlış olmaz. Bir kaza kurşununa gitmememiz gereken bir maçta, pozisyonlar bu kadar kolay harcanmamalıydı. Galibiyete rağmen, takımın atak sonlandırma konusundaki zaafiyetlerinin devam ettiğini gördük ve önümüzdeki haftalar için bu eksikliğin giderilmesi konusunda çalışmaların önemli olduğu gerçeği ortaya çıktı çünkü final karşılaşmalarında ele geçecek nadir pozisyonlar bu kadar hoyratça harcanmamalı. 

Çok çalışmanın ve her maçın final gibi oynanarak kademe kademe gidilmesine inanan biri olarak matematiği düşünmekten de kurtulamıyoruz.

Daha önce bahsettiğim gibi ikincilik yolunda doğal rakiplerimizle oynayacağımız maçlara bakmaksızın, 63-64 puanı yakalamayı hedeflemeliyiz. Yani aslında o dört kenar arasına tazılarla beraber hapsolmuş bir tavşan olmak yerine, dışarıda havuç peşinde koşmak daha mantıklı gibi görünüyor.

Son beş sezonda sadece bir sezon ikinci sıradaki takımın 68 puan aldığını fakat o sezon üçüncü sıradaki takımın puanının 57’de kaldığını düşündüğümde, 63-64 puan bandına ulaşmak yeterli görünüyor. 

Şu an 26 puanımız var. İkinci yarıda ligde ilk iki ve ilk altı mücadelesi veren takımların çok büyük bölümüyle deplasmanda oynayacağımız için, ilk yarı olabilecek en yüksek puanı toplamamız çok önemli...

İlk yarıda kalan maçlar sonunda en kötü ihtimalle 38 puana ulaştığımız takdirde, ikinci yarıya 25-26 puanlık bir boşluğumuz kalıyor. İkinci yarıdaki Gençlerbirliği deplasmanına kadar oynanacak dokuz maçın beşi içeride ve görece olarak zayıf takımlara karşı... Bu da ikinci yarı iç saha skorlarının deplasmandan daha önemli olacağı anlamına geliyor. Bizim şu ana kadar hissettiğimiz iç saha fobimizin gerçekten var olup olmadığını ancak o zaman daha iyi anlayacağız. Gerçekten iç saha fobimiz mi var, yoksa iç sahada oynadığımız maçların zorluk derecesi mi puan kayıplarına neden oldu?

Bu bağlamda ligi 34 hafta yerine, 26 hafta olarak değerlendirerek ligin kısaldığını görmek daha doğru olacaktır. Keza kalan haftalar şampiyonluk için geri sayım şeklinde geçecektir.
Bu puanla bize artık dönüş yok  ve bu yolda 15 haftalık kritik bir döneme girmiş bulunuyoruz.
Bir hatırlatmada takım otobüsünden inen ve kulübede yer alan yöneticilerimize; sizler bu ilin güzide kulübünü esas sahipleri

Yazarın diğer yazıları