HOCAM, BU SEFER OLMADI!

Nedret Yıldız

10/11/2018
10
KAS
2018

Denizlispor Boluspor'a çok saygı duyarak gelmiş Bolu'ya. Bu Boluspor’un rakiplerine bir şeyleri kabul ettirdiğinin kanıtı gibiydi. Rakip beklediğim gibi oyunun merkezini ikinci bölgede kurup, bizi üzerine çekerek, ilerideki hızlı adamları Burak, Keremcan ve Mehmet’i uzun toplarla kullanmayı planlamış. Biz ise paslaşarak kilidi açmaya çalıştık ve paslarımızın büyük bölümünü de o bölgede yaptık.  

Bu tipteki oyunculara atılacak isabetli topların savunmamızı zorlayacağı belliydi. Özellikle soldan gelen Denizli ataklarında Uğur ve İshak’ın arka arkaya geliyorum diye bas bas bağıran sarı kart görmeleri mutlaka bir şekilde uyarı gerektirirdi. 

Daha önce olduğu gibi yine çok hareketli olan Melih ve Guido’nun bu gayretleri sonucunda Guido’nun kaleciyle karşı karşıya kalmasıyla ilk ciddi pozisyonumuzu yakalarken; rakip, sarı kart aldırmayı bir kenara bırakırsak, sadece 20.dakikada kazandığı serbest vuruş sayesinde ceza sahamızın içine top gönderebildi. Sonrasında bir de cılız bir kafa şutunun kalecimizin elinde eridiğini gördük. 

Orta saha kurgumuzun daha önce isteneni veremediğinden hep bahsettik. Stoper Ümit’in bu açığı kapatmak için, zaman zaman oyunu kurduğunu benim gibi herkes gözlemlemiştir. Basit olanı yapıyor, kafasını kaldırıyor, uzun ya da kısa pasın en olumlusunu yapıp takımını atağa geçiriyor. İlk yarıda onun başlattığı, Özgürcan’ın devam ettiği, Guido’nun golle burun buruna geldiği iki net pozisyon vardı.
Ya orta sahamız Umut?

Topu alıyor, dönüyor, şöyle bir düşünüyor, aklına gelirse yapıyor. Belli ki gününde değil. Bunu görmesi gereken de bir türlü görmüyor.
Burak Çalık, Mehmet Akyüz, Recep Niyaz ve Keremcan’ın sürekli soldan zorlamaları Uğur’un, arkasından İshak’ın  arka arkaya iki sarı kart görmesine neden olup; her şey iyi giderken, 29. dakikada takımımızı 10 kişi bıraktı.
Aslında bir şey de kaybetmemiştik. Cesaretlenen rakibin hatlarını öne taşıması ve bizim
 

10 kişi kalmamız başarılı olduğumuzu düşündüğümüz deplasman maçlarına benzer bir oyunu ortaya çıkardı.
Nitekim deplasmanda geliştirdiğimiz ataklara benzer şekilde, soldan Guido’nun hızla ceza sahasına girmesiyle golü bulduk.
Bu gol o dakikaya kadar oynanan futbolun hakkını verdi.


İlk yarı sonuna kadar Guido’nun soldan ortaları, Melih’in sağdan bindirmeleri çok etkili oldu.
Öyle ki; Melih 45'te yaptı yapacağını ama sonunu getiremeyerek, belki de maçın kırılma anının baş kahramanı oldu. Yediğimiz golde yaptığı hata da buna tuz biber...


Devre arasına giren Denizli’nin tecrübeli hocasından eksik kalmış rakibe karşı etkili olacak gerekli taktikleri alacağını biliyorduk. Aynı tepkiyi biz de hocamızdan bekledik. Ne on kişi kalmadan önce ne kaldıktan sonra ne de devre arasında tek bir olumlu hamle gördük.
Takımımız sahaya aynı kadroyla çıktı ama bu sefer deplasmanda oynar gibi cesaretli değil, geriye yaslanıp skoru koruma ruh haliyle...
Bu durum zaten kaliteli ayaklara sahip rakibin orta sahada sayıca eksik olmamızın etkisiyle dalga dalga üzerimize gelmesini sağladığı gibi maçın başında gösterdikleri saygıyıda rafa kaldırttı.


56’da Burak gol geliyor dedi, 58’de Recep geldi dedi.
İkinci yarı 63’e kadar ayağına tek top değmeyen Umut ancak sahneye  gördüğü sarı kartla çıktı.
Daha ilk yarı öne geçtiğimizde hocanın Umut’u dışarı alıp Bu

Yazarın diğer yazıları