BAŞ DÖNMESİ!

Nedret Yıldız

11/03/2020
11
MAR
2020

Almamız gereken bir maçtı.
Aldık, rakibi alta ittik, şimdilik tehlikeli sınırda Osmanlıspor’la rakip olduk.
Keşke geçmişte onu da puansız yollayıp, Eskişehirspor’a da ekmek yedirmeseydik.
Keşkeleri sevmem ama geçmiş, sonradan insanın akılını yemiyor da değil!
Arka arkaya alınan tam tamına altı puan.
Altı değil altın!
Galibiyet-mağlubiyet hassas çizgisinde haneye yazdırılan.
İttire, kaktıra…
Bundan sonra öyle de olacak zaten.
Oyun oynamadan, belki kasetten iyi çıkanlarla, belki dualarla, belki karşı tarafın hatalarıyla…
Tabi ki artık tüm özverilerini ortaya koyan, koyacak tüm sporcularımızla…
Olduğu kadar… 
Şapkadan tavşan çıkmaz, şekersiz zaten tam helva olmaz.
Altın bulduk diye sevinmeyelim. Çünkü hazıra dağ dayanmaz; iki haftada aldığımızı, iki haftada geriveririz aman dikkat!
Galibiyetten sonra soyunma odası zafer görüntüsü takıma ne verir bilemem ama,
Sporcu şeytanın bacağını kırdım diye sevinirken, aynı karede yönetici yüzü kızarmadan neden yer alır onu da bilmem!
Herkesin beklediği gibi “sanki bu takımın burada olmasının sebeplisi benim ya da uzaylı Muallim! Ne işin var orada?” demeyeceğim, başka bir şeye değineceğim.
Yöneticinin böyle bir karede yer alıp, daha fol yok, yumurta yok oyuncuyu yönetimsel taraftan psikolojik rahatlatması doğru değil.
Aslında demeyeceğim dediğim sebepten dolayı itici olmanın da alemi yok.
Tünelin sonunda ışığı gördük de daha tünelden çıkmadık ki! Ya gördüğümüz üzerimize gelen trenin ışığıysa? Şimdi yediğimiz hurmalar sonra bizi tırmalar.
Temkinli olmak önemli!
Bu dönemde ağırbaşlı olmakta.
Birde Hocanın dediği gibi strateji.
Rakibe, eldekine, sahaya ve benzer tüm bilinenlere göre planlama yapma!
Bilinmeyenler zaten Allaha kalmış.
Gayret bizden, biçtiği son her zaman ondan.
Birkaç maç takımın başına gelmiş hocanın yapacakları zaten sınırlı.
Sadece bilinenlere göre strateji yapıp oyuncuyu daha çok mental olarak rakiplere hazırlayacak o kadar.
“Vay şöyle hoca, vay böyle hoca” demenin anlamı da yok! Fazla gaz boğuntu yapar.
Hoca çok iyide olabilir ama bu saatten sonra iyiliğini ortaya koyacak ne yükleme yapacak ne de sahada duruş gösterecek, bunu bilenler bilir.
İşte o mentale hizmet edecek rötuşları atmak da başta yöneticiler olmak üzere tüm camiaya düşer.
On maç, beş maç ne kaldıysa! Bu oyuncularla oynanacak.
Her bir maç doksan dakika.
Tamam haklı olabiliriz de o dakikaların neresinde olursak olalım “oyna, oyna, oynasana lan!” gibi türevlerin ne katkısı olur bize bir düşünün.
Soluğumuzu tutup tam konsantre olacağımız anda anlık görüntü ve tepkiler vermek inanın yarandan çok zarar verir.
İşimiz zor, hiç kolay değil.
Ama unutmayalım rakiplerinki de.
Hedefe oynayan bundan sonra haftalardaki rakiplerimizin, bizim maça kadar hedefledikleri yeri garantilemeleri sonumuzun ne olduğunun en önemli belirleyicisi. Ne yapalım? Ona da duacı olacağız.
Son söz; bu baş dönmesi zaferden değil, girdabın içinde dönmekten, temkinli olmak lazım, benden söylemesi.
N.Y.

Yazarın diğer yazıları