Kaseti başa sardık

Nedret Yıldız

22/07/2014
22
TEM
2014

Durduk, bekledik, yazmadık.

   Olup bitenleri, varsa tarzı anlamaya çalıştık.

   Dün hoca açıklama yapınca; tamam dedik artık yazma zamanı.

   Takım iyisiyle kötüsüyle dağıtıldı yine. Bu durumun yeni yönetimin yeni takım kurma şekli olmadığını biliyorum. Bu tamamen mevcut oyuncuların eski alacaklarından kurtulma operasyonu. Bir anlamda nefes alma, günü kurtarma. Yoksa her gidenin yerini doldurmak hiçte kolay değil. Adamla tekrar anlaşacaksın, eski alacaklarına yeni sezon peşinatını ekleyeceksin, böylelikle sıcak para ihtiyacın artacak. En iyisi çağır, "eski alacaklarını isteme, al bonservisini çek git" deme en kolayı.

   Şimdi bunun üzerine bazıları "ya onların yerine alınanlara para ödenmiyor mu?" diyeceklerdir. Veriliyor da o kadar değil. Hem çokta dilendirilmeyen önemli bir başka detay daha var; yeni transferlerin % 80'nin kiralık olması. Ucuz, riski az, göz boyacı.

   Sağda solda duyuyorum; "Boluspor ilk defa geleceğe yönelik genç takım kuruyor" diye. Kiralıklarla mı? Bu haliyle kulübümüz kiralık oyuncuların geldiği takımların oyuncu yetiştirdiği alt takımı gibi oldu. Adamlarına ligde dakika verip yetiştireceğiz, sonrada yetişmişleri bedava iade edeceğiz. Nerede Boluspor'un geleceği?

   Başkan diyor "birkaç sene sonra takımın yarısından fazlası yetiştirdiğimiz oyuculardan olacak" Bu halde mi?

   Ya isimli diye alınan oyuncular. Bir düşünün; bu isimli oyuncular, bu kadar kiralık oyuncu almak zorunda kalacak kadar ekonomik zorluğu olan takıma neden kaptırılır? Neden mi? Çaprazdan. O illet sakatlıktan. Mbamba, İshak diyoruz, ikisi de elde bomba. Edim gibi, Ali Güzeldal gibi. Diğerlerinin çoğunu tanımıyorum, ligi taşıyabilirler mi diye endişeliyim.

   Başkan zaten açıkça itiraf etti "transferleri menajerlerin tavsiyesiyle yapıyoruz" diye. Eskiden alınması düşünülen oyuncu izlenir, temas kurulur, zamanla ağabey kardeş durumu tesis olunur, bu özellik transfer döneminde kullanılırdı. Oyuncu parayı değil bizi seçerdi. Şimdi izlemek yok, yakın markaj yok, dil dökme yok. Marketten alışveriş yapar gibi bir yönteme dönülmüş gibi.

   Bu durumdan sadece ben endişeli değilim, hocayı da öyle gördüm. Bakın yine kaseti geri sardık, yine aynı terane; "zamana ihtiyacımız var!"    

Yazarın diğer yazıları