HESAPSIZ KİTAPSIZ REFLEKSLER

Nedret Yıldız

23/11/2016
23
KAS
2016

Altınordu finali ve diğer rakiplerin aldığı sonuçlar takımın zirveye tutunmasını sağladı.
Bu tutunma artık önemli; kendini belli etme, hedefe inat etme göstergesi. Sonuç için daha çok sorumluluk, risk alma ve ne kadar mermi varsa bu uğurda hepsini atma iştahının arttığı nokta. Bunların yanında önemli bir şey daha var; artık tüm odaklar için hedef takım olma.
Artık rakiplerinizinde, sponsorlarında, federasyonunda, spor siyasetçilerininde, yayın kuruluşlarının arkasında yer alan finansçılarında olumlu ya da olumsuz hedefi halindesiniz. Yani yalnız değilsiniz. 

Elde etmek istediğiniz sonuç için yalnızca antrenman yapmak, profesyonellere edimlerinizi yerine getirmek size yetmeyecek. Bir çok görülmeyen cephede savaşmanız, ne yazık ki futbolun dışında kalan bahse konu heryere şirin gözükmek, hazır olduğunuzu göstermek, marka değerini yükselteceğiniz teminatını ortaya koymanız gerekecek. 

Bunu çok iyi bilen Sayın Başkanın son günlerdeki hareketliliği ve temkinli temkinsiz tüm demeçleri bundan. Girilen yol, istenen hedef artık belli. 

Bu top yekün mücadelede tek odaklı hareket istenen başarıyı sağlamaz. Çok bilinmeyenli denklemi tüm bilinmeyenleriyle düşünerek çözmeye çalışmak, yani daha da anlaşılır; çok yönlü düşünerek eylemlere yönelmek oldukça önemli. Sağdan soldan yağan isteklerle ya da dayatmalarla, kulağa gelen üflemelerle yol olmaya, bunları lokal olarak yerine getirmeye çalışmak işi berbat eder, çıkılmaz noktaya getirir; dikkat!

Örnek mi? Bana yakın olduğu için alın size stat konusu.
Stat lige çıkacak takım için çok önemli. Yanlış anlamayın sahaya çıkacak takımın rahatlığından bahsetmiyorum. Yukarıda saymaya çalıştığım odakların vitrinde görmek isteyeceği en önemli unsurlardan biridir stat. Burada oynamak istiyorsan, burayı modernize etmek öyle lokal ani reflekslerle, birileri istedi, onları memnun etmek için olmaz. Tüm statı masaya yatırıp projelendirerek kısım kısım hayata geçirmektir doğru olan. 

Yedek kulübelerini değiştirip, içini doldurarak yukarı kaldırmışlar. Peki şimdi soralım niye? Kim istedi, ne kazanıldı, ne kaybedildi, bozulan yapılırken niye öyle düşünülmedi?
Bence bu birileri istedi diye yapılan ani yanlış bir refleks. Eski kulübeleri projelendirerek yapan biri olarak diyorum ki o kulübelerin yere gömülme hesabı tamamen arka tribünlerin sahayı görme ve statın fakir olan seyirci kapasitesiyle alakalı. O günde kimse istemezdi yedek oyuncu ve teknik ekibi yere gömmek. Vardı da mı vermedik? Ya onları gömüp arkadaki üç dört sırayı seyre açacaksınız, ya da yukarı kaldırıp o üç dört sırayı pert edeceksiniz. O gün eksileri artıları alt alta koymuş toplamışız, statda seyircin ve kapasitenin daha önemli olduğunu düşünüp kulübeyi o şekilde inşaa etmişiz. 

Elimizdeki buysa, haftalarca çalışmış seyirci olarak karşıma çıkmışsın, bırakta ben seni senden daha iyi imkanlarla seyredeyim. Teknik direktörün zaten ayakta orada oturmaz. Kulübede kim istedi de o birkaç kişi için arkadaki dört sıra koltuk feda edildi?
Bu hesapsız kitapsız olduğu aşikar refleksin bahsettiğim her platformda devam etmesi işi karman çorman eder. 

Gemi kamarot ya da kaprisli yolcuların söyledikleriyle değil ehli kaptanın uyduğu önceden ilimle yapılmış haritaların belirlediği rotada ilerler. Hedeflenen limana ancak öyle yanaşılır.
Benden söylemesi...

Yazarın diğer yazıları