SENİ ÖLDÜRECEĞİM!

Fuat Bayramoğlu

14/09/2011
14
EYL
2011
 
Delikanlı aynada saçına son şekli verip, alıcı bir gözle kendini süzdü.
İyi görünüyordu. Morali yerinde olarak evden çıktı.
Çok formdaydı.  Son haftalar da takım olarak çok sıkı çalışmışlardı.
Bu hafta da fileleri gene havalandıracaktı. Kendine verilen 10 numaralı formaydı.  
Bu maçta yine kaptandı.
Hocası “senden en az 3 gol bekliyorum” demişti, kaptana.
Haftalardır özlemle bekledikleri lider olma şansını ele geçirmişlerdi.
Rakipleri de zayıftı zaten.
Kaptanı, taraftarlar, arkadaşları ve çok sevdiği kız arkadaşı da izleyecekti bu hafta.
İçi içine sığmıyordu.
Liderliğin ve de kız arkadaşının gelecek olmasına da çocuklar gibi seviniyordu.
*
Kaptan, Karaçay Sentetik Sahasının o mistik havasını içine çekerken maç öncesi ısınma hareketlerinden dolayı yüzünden akan terlerini sildi ve kız arkadaşını tribünde gözleriyle aradı.
Kız arkadaşı tribündeki kalabalığın içinden kendisine el sallarken,  göz göze gelmişlerdi.
”Ben buradayım” dercesine hasret dolu bakışmalarını, hakemin düdüğünün sert ve tiz sesi kesti.
Kaptan, gözlerini tribünden alarak, son hazırlıklarını tamamlamaya devam etti.  
Seronomi yapıldı. Hocası sağ elini yumruk yaparak başparmağını zafer şekline getirerek uzaktan güven veren işaretini yaptığında, maç ta başlamıştı.
*
Olmayan bir şeyler vardı.
Rakip takım sahasına kapanmış, fırsat bulduğunda da kontra ataklarla çıkıp tehlikeli ataklar da yapıyorlardı.
Genede kaptanın takımı, üstün oynuyordu.
Son vuruşlarda top ya direğe ya da defansa çarparak bir türlü gol olamamıştı.
Hele bir top var dı ki rakip üç numaralı oyuncu boş kaleye yuvarladığı topu son anda çıkarmış herkesin umutlarını ve hayallerini geciktirmişti.
Golsüz biten ilk yarıyla birlikte devre arasında Takım hocası, oyuncularına ümitle karışık hafif yollu fırça atarken, 10 numaralı kaptana gözlerini dikerek” senden gol bekliyorum !” deyip, kaptana güvendiğini belli etmek istercesine sırtına birkaç kez sıvazlayarak vurdu.
Delikanlı gayri ihtiyari olarak tribüne baktığında kendine bakan farklı bir çift gözü, kendine” seni seviyorum “dercesine el sallarken gördü.
İkinci yarı takım olarak çok atak oynamak gerekiyordu. Tribünde de koro halinde “en büyük kaptan bizim kaptan” tezaruatları da başlamıştı.
*
Maçın bitmesine çok az bir zaman kalmıştı.
Maç sıfır sıfırdı. Şu üç numaralı oyuncu olmasaydı 3–4 gol atmak içten bile değildi.
Tribündeki destek sesleri ve tribündeki rüyalarını süsleyen kız arkadaşının gözlerinin varlığı ile yedek kulübesinde kıvranan Hocasının kuşku dolu bakışları arasında kronometrenin finişe koşarak giden rakamlarının kesiştiği bir anda, kaptana kontra bir top geldi.
Ofsaytta değildi kaptan. Herkes duraladığında O, topla depara kalktı.
Kaleci ile karşı karşıya kaldı. Kaleciye de çalımı bastı geçti. Hakem devam işaretini yapmıştı.
Kale tam karşıdaydı ve kalenin içinde kimse yoktu, bom boştu.
Tribünlerde büyük bir coşku dalgası kaplamıştı.
Herkes canhıraş bağırıyordu ”Hadiiii !””aslanım””işte buuuu” Kaptanın arkasından gelen 3 numaralı oyuncu imkânsızı gerçekleştirerek son bir gayretle arkadan sürtülürcesine kayarak topu kornere vurmayı başarırken, kaptanla birlikte canhıraş şekilde yere birlikte düştüler.
Hakem penaltıyı değil de köşe atışını işaret etmişti. Kız arkadaşının gözlerini ve tribünlerin deli eden sessizliğini, yedek kulübesindeki hocasının halini, takımın
Yazarın diğer yazıları