Bolu’da Spora toplu bir bakış

Fuat Bayramoğlu

26/08/2013
26
AĞU
2013

17 Temmuz, geleceğimiz ve hatıralar.
Çocukluk yıllarımda dış dünyayla bağlantımızı sinemalar, kütüphane, gazeteler, Okullarımız, öğretmenler, Boluspor ve bir 17 Temmuz Spor salonuyla gerçekleştiriyorduk.
Siyah beyaz televizyonla, 1970’li yıllarda 13-14 yaşlarımızda tanıştım.
Bu TV, bizim kuşak için başlı başına bir devrimdi.
Biz gençler olarak en sevdiğimiz yerlerden biri de, Bolu daki 1050 kapasiteli, 17 Temmuz Spor salonuydu.
17 Temmuz spor salonu çocukluk ve gençlik dünyamızın en değerli yapılarından biriydi.
Bolu’nun, sporun ve sporcuların çok yükünü çekti. Yıllarca, binlerce hatırayı sinesinde sakladı. İçinde bulunduğu zamanlara karşı direnerek halkına milletine çok hizmetlerde bulundu.
Bütün Boluluların mutlaka ilk göz ağrısıdır, en değerli ve kıymetli salonu diyebiliriz.
17 Temmuz kapalı spor salonu gelişen ve büyüyen ülke gerçeklerine, artan nüfus hızına oranla hizmetini onurla tamamladı. Bu yorgun görevini 2015 yılına kadar da sürdürecek.
O salon, gençliğimizin her anına şahitlik yapan,  müthiş bir okul, bir spor salonu ve bir onur abidesidir.
Ne var ki,
Her yeni eskiyecek,  her canlı ölecek, düsturuna o salonda bir gün katılacakti ki,
Bunun ilk sinyalleri  günümüzde çok hissediliyor.
Spor ve teknolji de at başı gidiyor. İkisi de birbirini tamamlıyor.
Tabi ki zaman içinde renkli TV, ler, Uydulu TV yayınları, Bilgisayar ve internet, akıllı ve görüntülü cep telefonları derken iletişimde günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasına çoktan girdi. Sosyal medyada toplumların odak merkezi olurken, sosyal iletişim akıl almaz bir süratle yayıldı ve toplumda haklı bir yer tuttu.
Dünya bir tık öteniz kadar yakınlaştı.
İlişkiler “tık”lamalarla yön kazanmaya, belirlenmeye başladı.
Ünlü ünsüz kim olursa olsun, artık çok net yanı başınızda.
Sayın Abdullah Gül, Sayın Erdoğan, Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli, Sayın Özçimen,  Obama ve daha niceleri, size bir bir tık uzaklıkta yer almaya başladı.
Haberleşme ve haber alma inanılmaz hız ve habercilikte şeffaflık ön plana çıktı. 
Ülkeler arası rekabet ve soğuk harp spor salonlarına taşındı, ülkeler medeniyet ve refah seviyesini spordaki başarılarıyla duyurarak, kendi insanlarının bedeni ve fikri üstünlükleriyle güç bende faktörünü yeni alanlarla ilan etmeye başladı.
Bu yarışta geç kalmamak gerekliydi.
Toplum olarak oyunu kuralına göre oynamaya çok iyi başladık.
***
Sayın Özal ve spor.
Rahmetli Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Turgut Özal,  yıllar önce başlattığı spordaki sıra dışı ve ilerici hamleleri sonrası, medeni dediğimiz ülkelerle yarışabilecek yeni nesil kuşakları düşünüyor ve bu amansız yarışı biliyordu. En iyiyi arama koşusunda millet olarak

Yazarın diğer yazıları