1'le 4'ün aşkı

Vedat Özkan

14/02/2010
14
ŞUB
2010

Bugün 14 Şubat Sevgililer günü... Boluspor sevgisi ile yanıp tutuşan kırmızı beyazlı taraftarlar 1 ile 4'ün bir araya geldiği bugünde koşarcasına sevgilisine gittiler. Hem bugün sevgililerinin gününü kutlayacaklardı, hem de yeniden umut için Atatürk Stadyumunda buluştular.

 

Böylelikle 1’le 4’ün aşkı günün ilk ışıkları ile başlamıştı.

Ta… geriye dönecek olursak zaten 1’le 4, illere plaka verildiğinde başlamıştı bu şehirde.
Geçen sezon da bu iki rakamın aşkı hep dillerdeydi. Ya 1-4 skor oluyor deplasmanda kazanıyorduk, yada 4-1 yenerek iki aşığı yine bir araya getiriyorduk.

Bugünde aynısı oldu. 14 Şubat’ta, 14 ruhu ile rakibimizi 4-1 yenerek iki rakamın aşkını doyasıya yaşadık. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.

 

Gelelim maça….

Maç öncesi kadronun bu şekilde olacağını hemen hemen herkes tahmin ediyordu. Kazanan takımın kadrosu korunuyorsa, kaybeden kadroda ufak bir revizyon gerekiyordu. Adem Büyük’ün yerine Fatih, Hacettepe maçında sol tarafta önemli hatalar yapan Caner’in yerine Hüseyin beklendiği gibiydi. Son dakika sakatlığı ortaya çıkan Atacan için fazla söze gerek yok mecburi bir değişiklik oldu. Genel olarak bakıldığında takım kadrosunun iyice oturduğu görünüyor.  

Bu şekilde sahaya çıkan Boluspor karşısında çift forvetle sahaya çıkan Buca orta saha hâkimiyetini bize bırakırken, en büyük yanlışını da yapmış oldu. İlerde Mehmet Batdal ve Yunus ikili forvetine servis yapamayan Buca bir bakışta bizim işimizi çok kolaylaştırdı. Orta saha hâkimiyeti eline geçen Boluspor’da oyunu ilk yarım saate çözdü.

Aslında skor 2-0 iken korktuğumuz başımıza gelmişti. Buca farkı bire indirirken, bir ara ilk maçtaki gibimi olacak diye içime bir korku sardı ki heyecanım Serdar’ın golü ile yok oldu gitti. Adem’de 1’le 4’ü yine bir araya getirdi. 

Kalede Emrah olunca korkum çok fazlaydı ancak, genç kaleci öyle önemli kurtarışlar yaptı ki, merak etmeyin burada sıkıntı olmaz der gibiydi. Erdem’in sağ kanatta gitti geldi, Serdar’ın yorulduğu anlarda bile bazen tek başına iki kişilik savunma yapmaya çalıştı. Hüseyin’e verilen ara yaramış gibi görünürken, Cemil’in kritik hamleleri yine yerindeydi. Tolga için fazla söze gerek yok, halen söylüyorum bu adama özür borcu olanlar var. Ömer Çuğ her zamanki gibi yine hem fizik hem de tekniği ile defansın önünde set gibi olduysa da, bazen pas vermekte gecikti, bazen de atağın yönünü değiştirmekte gecikti. Fatih Gül’ü daha iyi bekliyordum yinede fena değildi. Çalıştı çabaladı, ama topları tutmak yerine araya bırak

Yazarın diğer yazıları