HATAY GÜL KARAGÜMRÜK FIRAT OLDU

Mustafa Nuri Gürsoy

07/07/2020
07
TEM
2020

Boluspor’un kötü gününü de yazarım.
İyi gününü de.
Bir yastığa baş koymasak da! 
Bu aşk başka bir şey..
Spor yazarlığı da öyle işte.
İnanarak,
Severek,
Aşkla yazmalı insan.
XXX…
Giray Bulak’a da yazdım.
Osman Özköylü’ye de yazardım.
Fırat Gül’ü de boş geçmedim.
Ve Fakat..
Boluspor’dan asla vazgeçmem..
Dilim tutulsa, elim tutulmaz..Beynim dursa, kalbim durmaz.
Bilmece gibi.
XXX…
Boluspor hikayesi ile Başkanların hikayesini ayrı tutmak lazım.
Necip Çarıkçı,
Yener Bandakçıoğlu,
Emin Semercioğlu,
Mehmet İnceayan
Savaş Abak,
Veya her kimse, çok kimse.!!
Hepsi başım gözüm üstüne.
Ancak mevzu bu değil zaten.
Bu vaziyet ve ahvalde; son analizde kişiler bir kenara konulmalı. 
Mühim mevki; Boluspor.
Mühim hikaye; Küçük şehrin büyük öyküsü elbette.
XXX…
Atılan her kurşun siperde yatanları değil, Boluspor’u vurmakta, şehir yara almaktadır.
Ben sahaya ve takıma bakarım.
Mutfak benim işim değil.
Ne levazım işlerine, ne de satın almaya karışırım.
Çeşnicibaşı da olmam.
İzlerim; yorumumu yapar, futbola, futbolcuya, teknik heyete notumu veririm.
Eleştiririm; oyunun tuzunu, suyunu, huyunu anlarım.
Sahada olan biteni, hizmeti eğrisiyle doğrusuyla yorumlar, serpme kahvaltı gibi masaya yayarım.
Her bir şeye maydanoz olmama gerek yok.
XXX…
Fırat Gül iyi bir futbol aşçısı olacak.
Bunu hissediyorum.
Giray Bulak ve Osman Özköylü’den daha iyi mutfak kültürü (futbol demeye getiriyorum) ve alt yapısına sahip olduğunu görebiliyorum.
Soğan doğrarken,
Patates soyarken bile bir tarzı olduğu çok belli.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın misali; en zor şartlarda geldi.
Pilavdan artmış pirinçlerden; şifa niyetine yoğurtlu çorba yapabildi.
Önceki Hocalar gibi; sahaya süreceği yemeği başkasına yaptırıp, servisi kendisi açmayı denemedi bile.
Beşeri ilişkilerinin arasına, tişörtlerinin üzerine reklam kuşağı koymadı.
Ne Fransa, ne Emporio Armani ne şu, ne bu takıp takıştırmadı, kasmadı, kasılmadı.
Göğsüne Boluspor armasını iliştirmesine, kurumsal ahlakına hep saygı duydum.
XXX…
Boluspor düşerse, şehir düşer sözümün hala arkasındayım.
Galiba!
İşin ciddiyeti idrak edemeyenler,
Boluspor’un düşmesini mütebessüm yüz ifadeleri ile izlemeye meraklılar,
Bak ben demedim mi? sorularına sarılacaklar var.
Geçen hafta ligin tepesinde duranı deviren Boluspor
Bu hafta Kara-Gümrük takımına devrildi.
Futbol böyle bir şey..
Nereye evrileceği,
Nereye devrileceği belli olmuyor.
İnsan gibi.
Ne yandan eseceği,
Kimin kayığına bineceğini belli etmiyor.
XXX…
Son haftalara geldiğimiz şu günlerde..
“Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” misaliyiz.
Her zaman yazarım.!
Yine yazarım.
Herkes gibi düşünmüş, herkes gibi konuşmuş olacaksam neden yazayım.
Hislerime bıyık, kalemime sakal olacak halim yok.
Demem o ki!
Bir çok kişi; hatta şehir!!!
Aşağı tükürsen sakal.
Yukarı tükürsen bıyık hallerine gelmiş vaziyette.
XXX…
Hatayspor maçı ‘GÜL’ gibi bir maçtı.
Karagümrük neden önümüzde ‘FIRAT’ oldu.
Bana bunu en ‘KISA’ şekilde kim anlatabilir.
Karagümrük karşılaşması geriye sardı.
Takım, yönetim, taraftar, basın, etkili, yetkili, yazar ve çizerler vaziyet almış bekliyor.
Herkes dertli..
Ama herkes!
Boluspor düşerse derdinde.
Peki!
Soruyorum o vakit.?
Boluspor düşsün mü?
Dua edelim düşmesin.!
Hiç anlayamamış oluruz.!!
Şehir düşer.
Başımıza taş düşer.
 

Yazarın diğer yazıları